Arı sütü
Japonya’da
54 farklı hastalık üzerine yapılan uygulamalarda ortalama % 80
dolayında iyileşme belirleyen araştırıcılar bu hastalıkların
bazılarının iştahsızlık, kronik hastalıklar nedeniyle vücut savunma
sistemi yetersizliği, metabolizma ve beslenme bozuklukları, adet
bozukluğu, sindirim sistemi rahatsızlıkları, astım, bronşit, kronik
kabızlık, asabilik, uykusuzluk ve karaciğer rahatsızlıkları olarak
bildirilmektedir. Aynı araştırmacılar kanserde tümör oluşumunun ve
büyümesinin arı sütü tarafından engellendiğini de belirtmektedirler.
Çin’de
deney hayvanları tümör oluşumuna neden olan antijen verildikten sonra
iki gruba ayrılmış ve grubun birisine arı sütü verilmiştir. Arı sütü
almayan gruptaki bütün hayvanlar kanserden öldükleri halde arı sütü
alan grupta kanserden ölene rastlanmamıştır. Bu durum arı sütünün en
azından kanser
oluşumunu engelleyici etkisini kanıtlar niteliktedir.
Arjantin’de
yapılan bir araştırmada tavşanlara aşırı yağ içeren bir diyet
uygulanmış ve tavşanlar iki gruba ayrılarak grubun birisine arı sütü
verilmiştir. Sonuçta arı sütü verilen grubun kolesterol düzeyinin diğer
gruba oranla düşük olduğu görülmüştür. Ayrıca göz diplerinin, koroner
damarların ve karaciğerin incelenmesi sonucu arı sütü alan grupta
önemli derecede üstünlük belirlenmiştir.
Arı
sütü tüketen normal veya şeker hastası olan insanlarda iskelet
kaslarının glikozu daha çok Bulgaristan’da 125 iltihabi hasta üzerinde
yapılan araştırmalarda arı sütünün organizmada immünobiyolojik
aktiviteyi arttırdığı yani savunma sisteminin güçlendirilip, mikroplara
karşı direncin arttığı
belirlenmiştir.
PROPOLİS
Propolisin
etkilerini anlatmak için sahip olduğum bilgilere ve deneyimlerime ek
olarak biraz araştırma yaptım. Fakat ben bile hayretlere düştüm. Çünkü
propolisle ilgili o kadar çok ve benim anlayabileceğim dilden öte
bilimsel dil kullanılmış yayın var ki sizinde biraz araştırma yapıp
bunlara ulaşmanız gerekecek. Yine de burada seçtiğim birkaç bilimsel
yayına yer vereceğim.
Propolisin
güçlü antimikrobiyal aktivitesinden dolayı propolis doğal antibiyotik
olarak bilinir. Yapılan birçok sayıda araştırma da propolisn yüksek
antimikrobiyal olduğunu göstermiştir. Propolisin MRSA da dahil olmak
üzere 21 tür bakteri üzerinde, 9 tür mantar üzerinde, Giardia’nın da
dahil olduğu 3 protozoa türü üzerinde ve Herpes ve Influenza’nın da
dahil olduğu geniş yelpazeli virüsler üzerinde inhibitör etkisi
bulunmuştur.
Propolisin
oldukça güçlü bir anestezik özelliği vardır ki kokainden 10 kat daha
güçlü olduğu kabul edilir. Bu nedenle Rusya'da uzun zamandır diş
hekimliğinde anastezik olarak önerildiği ve kullanıldığı bilinmektedir.
Propolis
ve diğer antioksidan maddelerle yapılan çalışmalarda propolisin lipit
peroksidasyonunu düşürdüğü ve serbest radikal oluşumunu azalttığı
bildirilmiştir. Bu da kanser oluşum riskini azaltmaktadır.
POLEN
Polenin etkisini anlamak için sanırım önce içeriğine bakmalıyız.
A,
B1, B2, B3, B4, B5, B6, B7, B8, B9, B12, C, D, E, H, P ve PP
vitaminleri polende bulunur. Polende yüksek oranda rutin vardır (rutin
kılcal damarları etkiler, aynı zamanda kalp kasının çalışmasını
güçlendirir). Sanırım bu kadar çok vitamini bir arada bulunduran başka
bir gıda yoktur.
Polonya
Farmakoloji ve Toksikoloji Enstitüsü tarafından yapılan araştırmalar
sonucu polenin lipit (yağ) metabolizması bozukluğunda, kan serumunda ki
trigliserit düzeyinin düşürülmesinde oldukça etkili olduğu
belirlenmiştir.
.
Joiriche,
Dr.Chauvin ve Alain Caillas'ın yaptıkları polen analizleri göz önüne
alınırsa, en başta sinir dengesi kurmaya yaradığı anlaşılır. Beyin
yorgunluğu ve düşünsel bunalım sonucu ortaya çıkan, zayıf sinirli, gücü
tükenmiş ve uyuşuk insanlar, her gün yedikleri 2 kaşık polenle gerçek
bir sağlık verici, sakinleştirici ilaç bulabiliyorlar.
BAL
Australian
Medical Magazine'de, 1992 yılında gerçekleştirilen bir araştırmanın
sonuçlarına yer verilerek, sezaryen sonrası tedavi amaçlı bal
kullanımının, yaraların erken iyileşmesinde büyük rol oynadığı
açıklanmıştı.
Ayrıca
ameliyat sonrası yaralarının iyileşmesinde ve mide hastalığı olarak da
bilinen ülser tedavisinde de etkin olduğu anlatılmıştı.
Yine
başka bir bilimsel çalışmada 59 hasta üzerinde denenen balla tedavi
yönteminin yaraları tıbbî ilaçlardan daha çabuk iyileştirdiği ortaya
çıktı.