Çetin Yetkin BİR SAVCININ NOT DEFTERİNDEN Ümit Yayıncılık 1994 100 sf.
12 Mart döneminde fuhuş nedeniyle
kapatılan otellerin cumhurbaşkanının buyruğu ile açıldığını yazsam, ya da 12
Eylül’ün 1. Şube Müdürü’nün daha önce yaşı küçük bir kızı alıkoymaktan
yargılanmış biri olup bir başka olayda ise rüşvet almak suçundan hakkında dava
açılmış olduğunu, üstelik bir polis şefinin Sorgu Yargıçlığı’nda da¬vayı
kollamam için bana bir de mektup yazdığını söylesem, bunun sizin için bir önemi
olur mu?
Otuz beş kişinin ölümü ve yüzlerce
kişinin ağır yaralanması ile sonuçlanan 1 Mayıs 1977 olayının duruşmasına savcı
olarak katılıp işi biraz kurcalayınca duruşmadan uzaklaştırılmam sizin için bir
şey ifade eder mi?
Açlıktan ölen insanların cesetlerini
açlığı "tıbben" saptamak için kesiyorsunuz, parçalıyorsunuz.
İntihar eden insanların kendilerine
kıyarken bile yaşama nasıl sıkı sıkı sarıldıklarını keşfediyorsunuz...
Polis olsun, savcı olsun birlikte
çalıştığınız insanların ertesi gün öldürüldüğü haberini alıyorsunuz.
Bir polis memurunu İstanbul
Elmadağ'da belediye otobüsünü silahla tarayarak iki kişiyi öldüren ülkücü
sanığı silahı ile birlikte yakaladığı için övgü ve saygı ile kutluyorsunuz,
birkaç gün sonra aynı polisi Unkapanı'nda solcuların vurup öldürdüğünü
görüyorsunuz!..
Bilek güreşinde herkesi yenmekle
övünen polis memuru Abdi Dağdeviren'in bir bombalı pankartı indirirken
patlaması sonucunda elinin bileğinden koptuğuna tanık oluyorsunuz...
Savcılık yaptığım yıllar, 30 ve 40
yaşlarım arasıdır. Kişinin yaşamının en verimli olması gereken yıllar bunlar.
İlk yıllar 12 Mart'ın karanlığı içinde geçti. 1975 yılı Ağustos'unda İstanbul'a
atandıktan sonra ise gittikçe artan terör olaylarıyla...