İçindekiler : Isırgan Otu
Isırgan Otu ; kökünden başlamak üzere, yaprakları, tohumları ile tamamı şifalı olan bir bitkidir. Eski çağlarda da büyük bir saygınlığa sahipti. Zamanın düşünür ve ressamlarından Albrecht Dürer (1471 - 1528) bir tablosunda, elinde ısırganotu olan bir meleğin Tanrı katına teşekkür uçusunu canlandırmıstı. İsviçreli botanik bilimci Künzle, bir yazısında, yakıcı özelliği sayesinde kendini korunmamış olsaydı, insanlar bu bitkiyi tanıyana kadar çoktan kökünün kurumuş olacağını belirtmişti.
Isırganotu, en önemli kan temizleyici, kandaki demir seviyesini yükseltici ve Kanserle mücaadelenin vazgeçilmez bitkilerdendir. Pankreas üzerinde de çok olumlu etkileri olduğu için, ısırganotu çayı kandaki şeker düzeyi düşürür.
Böbrek hastalıkları ve mesane taşı oluşumuna karşı da kullanılır. Egzema ve egzemaya eşlik eden ağrılar ısırgan otu çayı ile iyileştirilebilirler.Egzema genellikle dahili bir nedene dayandığından kan temizleyici bitkilerle yapılacak tedaviden son derecede olumlu neticeler alınmaktadır. İdrar yolları hastalıkları ve iltihapları'da ısırgan çayı ile çok olumlu neticeler vermektedir.Dışkılamayıda kolaylaştırdığından sabahları aç karnına, kahvaltıdan yarım saat önce bir bardak ve gün boyunca 1-2 bardak ısırgan çayı içilmelidir. Bu çaydan sonra kişi kendini anlatılamayacak kadar iyi hissedecektir. Isırganotu; karaciğer ve safra kesesi hastalıklarında, dalak hastalıklarında, solunum sistemi balgamlanmasında, mide kramplarında ve ülserlerinde, bağırsak ülserlerinde ve akciğer hastalıklarında öncelikle önerilir. Değerli etken maddeleri (Potasyum tuzları, organik asitler-formik asit, histamin, asetilkolin ve Vitamin C) alabilmek için, çay hazırlanırken, yapraklar yalnızca haşlanır (KAYNATILMAZ). Isırganotu, koruyucu olarak da günde bir bardak içilebilir. Mikroplu hastalıklarda ve mikrop salgılanan hallerde de bitki çok iyi bir yardımcıdır. Belirli bir yaştan sonra bedendeki demir miktarı azalmaya başlar. Bu nedenle, yorgunluk ve bitkinlik halleri görülür, kişi yaşlandığını düşünmeye başlar ve verimliliği giderek azalır. Işte bu durumlarda, demir içerikli ısırgan otu ile çok olumlu sonuçlar alınabilir. Onbeş günlük bir ısırgan otu küründen sonra, kişi kendini çok kısa bir süre içerisinde eskiye oranla çok daha rahat hisseder, enerji ve çalısma gücü geri gelir, dış görünüm olarak da belirgin bir düzelme başlar. Safrakesesi rahatsızlığı ve kansızlık durumlarında da ısırgan çayı fayda sağlayacaktır. Ödemlerde, ısırganotu bedendeki fazla sıvıyı emerek büyük yararlar sağlar. Kan yaptırıcı özelliği sayesinde, kansızlık solgunluklarında, alyuvarlar eksikliğinde, anemi de yardımcı olur. Herhangi bir alerji rahatsızlığı çekenler (bahar nezlesi dahil) uzun bir süre ısırganotu çayı içebilirler. Bitki; soğuk algınlığına yatkınlığı önler, romatizma ve gut hastalıklarında yardımcı olur.
Kaynatılıp süzdüğünüz ve biraz soğuttuğunuz ısırgan otunun suyuyla başınızı yıkadığınızda saçlar canlanarak sağlıklı bir biçimde büyümeye başlarlar. Her tür saça özellikle iyi gelen ısırganotu tentürünü herkes kullanabilir. Kafa derisi kepeksiz, saçlar sık, yumuşacık ve parlak hale gelir. Damar tıkanıklıklarında da (ayak ve baldırlarda), ısırganotu çok büyük yardımlar sağlar. Bu hastalığı çeken kişiler, ısırganotu ile hazırlanan ayak banyoları yapacak olurlarsa, olası kramplardan kurtulurlar. Her tür kramp, nerden gelirse gelsin, kan dolaşımı bozukluğunun habercisi olabilir. Böyle durumlarda, bitkinin kaynama suyu ile masaj veya banyo yapmak fayda sağlayacaktır. Bu durum, koroner damarlarda daralma tespit edilip anında müdahale edilemeyen özel durumlarda müdahaleye kadarki süre içerisinde belden yukarısı banyo küvetine doğru eğiltilip kalp bölgesine kaynatılmış bitkinin ılık suyuyla yapılacak hafif hafif masaj hayat kurtarıcıdır. Siyatik, lumbago ve kollarda, bacaklarda oluşan sinir iltihaplanmalarında, ağrılı bölgelere, aynı masaj uygulandığında hastada belirgin bir rahatlama hemen hissedilecektir.
Isırgan Çayının Hazırlanması
Bir tatlı kaşığı ısırganotu, orta boy bir su bardagı dolusu kaynar suyla haşlanır,(KAYNATILMAZ). 5-10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-4 bardak yeni demlenmiş çay aç karnına veya öğün aralarında içilir. Kokusunu veya tadını rahatsız edici bulanlar çaylarına biraz nane ilave edebilirler
T.C. TARIM ve KÖYİŞLERİ BAKANLIĞININ 19.01.2007 TARİH ve G.07.05.01.00034 SAYILI İZNİ İLE ÜRETİLMİŞTİR