Karakovan, ince uzun bir silindir görünümünde hazırlanıyor. Silindirin arka ucu bazı bölgelerde açık bazılarında kapalı tutuluyor. Ön ucuna ise arıların girip çıkabileceği bir kapak yerleştiriliyor. Bal üretimi süresince bu kapak açılmıyor ve kovanın içinin karanlık kalması sağlanıyor.
Kovanın yapımında Anadolu’da iki farklı yöntem izleniyor. Bunlardan en yaygın ve üretim için en sağlıklı olanı sepet şeklindeki kovanlar. Söğüt, kavak ve gürgen gibi ağaçlardan aynı büyüklükte sepetler örülüyor. Bu sepetler hayvan gübresi ve kerpiç benzeri karışımlarla sıvanıyorlar. Bir başka karakovan malzemesi ise kestane ve ıhlamur gibi ağaçların kütüğü. Yaşlı ağaçların gövdesinden bir bölümü alınıyor ve içi oyularak yine silindir şeklinde bir kovan hazırlanıyor. Bu kovan ise genelde iki parça halinde oluyor. Ancak kütükten yapılan kovanlar çok fazla tercih edilmiyor.
Karakovanın en yaygın ve aynı zamanda en orijinal şekli olan sepet balı Anadolu’nun birçok bölgesinde üretilmeye devam ediyor. Özellikle kekik ve geven türlerince çok zengin olan bölgelerde dizi dizi sepetlerle karşılaşmak zor değil. Bozkırlar ve yüksek dağ çayırları bu balın üretimi için en uygun alanlar.
Sepet balının hikâyesi söğüt, kavak gibi ağaçlarla başlıyor. Genelde vadilerin iç kısmında bulunan bir dizi ağacın veya çalının dalları kesiliyor önce. Bu dallardan ince belli bir sepet örülüyor. Ancak sepetin kovan niteliğini kazanması için iki önemli adım daha gerekiyor. Yine aynı vadideki yamaçlarda otlayan ineklerin tezeği ile topraktan bir harç karılıyor. Bazı bölgelerde yalnız tezek bazılarında ise yalnızca toprak kullanılıyor, bu harcın özelliğini ise arıların türü belirliyor. Bu harçla sepetin etrafı sıvanıyor. Bu harçta hayvan gübresinin kullanılması sepetin hafif ve kolay taşınabilir olmasını sağlıyor. Sepetin bu harçla kaplanmasının nedeni ise arıları kışın soğuktan yazın sıcak ve nemden koruyabilmek. İkinci aşamada ise sepetin bir ağzı ahşap bir kapakla tamamen kapanıyor (bazı bölgelerde açık bırakılıyor), diğer ağzı ise yarım açık bırakılarak arılar için kapı görevi görüyor. Sepet yapımı için yaz sonu tercih ediliyor. Sepetler durumlarına göre birkaç yılda bir yenilenmek için tekrar sıvanabiliyor ve bu işlemi genelde kadınlar yapıyor. Sıvanan kovanlar evin veya bahçenin güneş almayan bir kısmında üst üste dizilerek bekletiliyor.
İkinci adımda ise sepetleri yerleştirmek için en iyi manzaranın ve zeminin seçilmesi gerekiyor. Kovanların konduğu zeminin düz olması ve arıların havalandıktan sonra alanı çok iyi görebileceği en uygun yere bir barınak inşa edilmesi gerekiyor. Etrafı açık ancak üzerinde çatısı olan bir barınak. Manzaranın yanı sıra bu alanın kekik ve geven gibi bitkilere yakınlığı da önemli. Kovanlar için genelde kekiklerin yoğunlaştığı bölgeler seçiliyor. Tüm sepetler burada üst üste yerleştiriliyor. Uzaktan bakıldığında bu barınak dev bir bal peteği gibi görünüyor. Arılar bal peteklerini sepetin üst kısmından dip kısmına doğru sırayla örüyorlar. Kendi giriş çıkışları için sepetin iç kısmına boşluklar bırakıyorlar.
Bal üretimi süresince yaşanan iki önemli sıkıntı var. Biri yaz diğeri ise kış döneminde. Yaz döneminde kovan içinde oluşan bir çeşit bit hastalığı kovancıların en büyük sıkıntısı. Bu hastalığa karşı kovanların yakınlarındaki kekikler toplanıyor ve yakılarak arılara kekik dumanı veriliyor. Ya da kekikler toz haline getirilip arıların üzerine serpiliyor. Diğer hastalık ise arıların üşütülmesiyle oluşuyor. Bunun için kış döneminde arıların sıcak bir mekanda olmaları veya sıcak şehirlere götürülmeleri gerekiyor. Kış döneminde rutubet almamaları da çok önemli. Azıcık rutubet bile tüm kovandaki yaşamın bitmesine neden olabiliyor.
Karakovan balının bir de neredeyse tamamı yabani olan bir örneği var. Bazı bölgelerde yetiştirilen arılar, tıpkı yabani arılar gibi kayalıkların içindeki oyukları kovan gibi kullanarak bal üretiyorlar. Genellikle vadilerin yüksek yamaçlarında olan bu oyuklar insanın ulaşabileceği noktalarda olduğunda üretilen bal soframıza kadar gelebiliyor. Ancak çok zor koşullarda elde edilen bu bal, bazen de arıların hayatına mal olabiliyor. Bala ulaşabilmek için arılara ve kovan görevi gören kayalıklara zarar verilebiliyor. Bu durum, çoğu zaman yöre halkınca engellenmeye çalışılıyor. Ancak bu tür müdahalelerin yerli arı ırkının yaşamı için özel önlemler ve yasal yaptırımlarla engellenmesi gerekiyor.
***KARAKOVAN BALININ FAYDALARI***
Pervari Balının, kalp, karaciğer, bağırsak, mide, tansiyon, kan dolaşımı ve damar hastalıklarına iyi geldiği bilinmektedir. Sigara içenlerin yemek borusunu temizlemek için de tercih ettiği balın, afrodizyak etkisi de vardır. Bu özellikleri sebebiyle Pervari Balı ülkemizde şifa kaynağı olarak görülen ve aranan birkaç baldan birisidir. Lezzeti, şifası ve kalitesiyle aranan bir bal olan Pervari Balı Osmanlı Sarayında da tüketilen bir bal olarak bilinmektedir
Siirt Pervari yöresinde üretilen Karakovan Çiçek balı eski zamanlardan bu tarafa haklı bir şöhrete sahiptir. Pervari balını diğer ballardan ayıran en önemli özelliği, geleneksel usullerle karakovan ve örme sepetlerde üretilmesidir.
Siirt Pervari Karakovan balının diğer bir önemli özelliği gerek örme sepetlerin, gerekse bir metre uzunluğunda, 30 santim kalınlığında yuvarlak dut ağacının oyularak yapılan kara kovanların içine, temel petek konulmamasıdır. Diğer suni peteklerden farklı olarak, arıların içini doldurdukları temel petek de arılar tarafından yapılmaktadır. Bu sebeple kara kovan balının peteği de rahatlıkla yenilebilir ve şifalıdır.
Pervari Balı diğer birçok yöremizde üretilen sarı renkli ballara göre daha beyaz renklidir ve orijinal Pervari Balının üretiminde kesinlik şeker, yem, katkı maddesi kullanılmamaktadır.